TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Prof. Dr. Ahmet Günşen

Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

DÜN, BUGÜN VE GELECEK BAĞLAMINDA TÜRKÇENİN BALKANLAR SERÜVENİ

Türkçe, sayıları binlerle ifade edilen dünya dilleri içinde, gerek tarihî derinliği gerek coğrafi genişliği gerekse de konuşur sayısı ile dünyanın önde gelen dillerinden biridir. Tarihte olduğu gibi, bugün de bu konumunu koruyan Türkçemizin geleceği de inşallah bugünkünden de iyi olacaktır. Ancak bu, millet hayatının her alanı ve kurumunda olduğu gibi, her neslin görevini yerine getirmesi ile mümkün olabilecektir.

Dünyada jeopolitik ve jeostratejik önemi yüksek bölgelerin başında gelen Balkanlar, tarihte olduğu gibi bugün de dil, din ve kültürlerin harman olduğu bir coğrafyadır. Bu anlamda Türk kültür ve medeniyeti coğrafyası olarak, 4. yüzyılda Hunlarla başlayıp Avar, Bulgar, Uz, Peçenek, Kuman/Kıpçaklarla devam eden süreç, Balkan dillerine kişi ve yer adlarından başlayarak çok az sayıda izler bırakırken, 14.yüzyılda güneyden Osmanlı Devleti ile gelen Oğuz Türklüğünün bölgeye her anlamda hâkimiyeti ve nüfuzu ile çok derin ve kalıcı maddi ve manevi izler bırakmıştır. 14. yüzyıl ortalarından 20. yüzyıl başlarına kadar süren Osmanlı dönemi, Balkanları Türk kültür ve medeniyeti anlamında öylesine imar ve inşa etmiş ve kendi mühürünü bu coğrafyaya öylesine vurmuştur ki, bu gerçeği dile getiren Bulgar tarihçi Maria Tudorova ne kadar da haklıdır: “Balkanlarda Osmanlı mirasını aramaya çalışmak abestir; çünkü Balkanların kendisi Osmanlı mirasıdır.”

Osmanlı mirası, Balkanlarda bugün de devam ediyor şüphesiz; dili, kültürü, edebiyatı, sanatı, mimarisi ile hâlâ Türk kültür ve medeniyetinin ayrılmaz bir parçasıdır Balkanlar. Ancak, yüzyıllar süren Türk ve Osmanlı düşmanlığının bittiğini, hatta biteceğini kimse söyleyemez. O hâlde bu maddi ve manevi mirasın korunması gerekiyor. Bunun için de her şeyden önce biz Türkiye Türklerinin böyle bir derdinin olması gerekir. Türk devleti ve milletinin Balkanlara eski bir Türk yurdu olarak bakması ve hâlâ orada misafirlikte unutur gibi bırakıp geldiğimiz soydaşlarımız, İslam dini ile müşerref olmalarına vesile olduğumuz dindaşlarımız var. Sevseler de sevmeseler de o coğrafyanın farklı etnik, dil, din ve kültüre sahip halklarında altı yüzyıl beraber yaşamış olmanın getirdiği ortak maddi ve manevi değerlerimiz var; ortak kelimelerden başlayıp ortak ev ve mutfak kültürüne uzanan benezerliklerimiz var.

Ancak zamanın lehimize işlemediği aşikâr; bu, yüzyıllarca bölgenin “Lingua Franca”sı olan Türkçemiz için de söz konusu. Üstelik ana dili Türkçe olan soydaşlarımızın konuştuğu Türkçemiz konusunda yaşanan sıkıntılarımız da var ve büyük. Azalacağına, maalesef her geçen gün artacağı anlaşılan, beklenen sıkıntılar… Kısacası Türkçe Balkanlarda dün bir “Lingua Franca” idi, bugün ise “Çanlar Türkçemiz için çalıyor.”, dedirtiyor; yarınlar için endişelerimiz var: Acaba küreselleşme süreci, yakın bir gelecekte Makedonya ve Kosova’da yaşayan Türklerin kucağına “kreol”[2]* benzeri bir “küresel dilcik” mi bırakacak?

Türkçenin söz varlığı anlamında define aramaya çıkarsak, Balkanlarda her dil bölgesinden hazinelerle döneceğimizden şüphemiz yok. Ancak bugün bu coğrafyada ses bayrağımızı ararsak, elbette Türkçemizin kulağımızdan gönlümüze inen nağmelerini ve sıcaklığını duyar, hissederiz; ama bu, bizi aldatmamalı, muhteşem geçmişimizin göğüslerimizi kabartan müflis kuruntusu veya sarhoşluğuna düşürmemelidir. Çünkü dünün bu Türk kültür ve medeniyet coğrafyasında, saklamayalım, Türkçe bugün var olma mücadelesi veriyor; sokakta konuşulan Türkçeyi can kulağı ve dil duygu ve bilgimizle dinler isek, Türkçenin feryatlarını da endişe içinde ürpererek duyabilir, ta derinden hissedebiliriz. Çünkü bu coğrafyada Türkçe seslerini kaybediyor, Türkçenin ezgisine dışardan sesler karışıyor; kendi sözleri yerini el sözlerine bırakıyor, daha da önemlisi Balkanlı Türk’ün kurduğu cümleler Türkçenin söz diziminden çok Makedonca, Bulgarca, Yunanca, Arnavutça ve Romence gibi Hint-Avrupa dillerinin söz dizimine benziyor.

Bildirimizde, Balkanlarda Türkçenin bugününü zorlaştıran, yarınını karartan bütün bu olumsuz gelişme ve etkilenmeler, dil bilimi terimiyle söylersek, kod kopyalamaları çalışmamızda örneklerle üzerinde durulup Balkanlarda Türkçenin gelecekte bir “kreol”e dönmemesi için alınması gereken tedbirler konusunda önerilerimiz sıralanacaktır.

Anahtar kelimeler: Türkçe, Balkanlar, Balkan Türklüğü, Balkan Türk ağızları, Balkan dilleri, dil etkileşimi, kod kopyalama

------------------------------------------------------------

* Kreol, sömürgecilik zamanında yerli dillerle İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Portekizce vb. Avrupa dilleri arasındaki ilişkilerden doğmuş, yerli dillerle Avrupa dillerinin karışımından oluşmuş ve bugün Antil, Lousiane’a Guyane, Réunion, Hind Okyanusu adalarında sekiz milyon insanın konuştuğu yeni dillerin adıdır (Kıran, 1996: 275).

Tarih/Yer:

14.11.2017.  (KAŞGARLI MAHMUT SALONU) . 09.00-09.15