TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Dr. Gülnaz SATTAROVA

 PHD doc., Uzbekistan ilmler akademiyisi Dil,  Edebiyat ve folklor Enstitüsü Üst Kademe Araştırmacısı. 

«KARAKUŞ YILDIZININ SIRRI» HİKAYESİNDE DİL FELSEFESİ

Ünlü Özbek yazarı İsajon Sulton işbu hikayede 11.Yüzyılın yüce ilimadamı olan Mahmüt Kaşgarlı yaşayan dönemi hedef almıştır. Hikaye tarihî ise de, yazar ‘Divan’i Lugatit-Türk’ ün nasıl yazıldığını bugünün okuruna sade ve güzel dille anlatmayı amaçlamıştır. Hikayede Türk dilinin güzelliği, türkî halkların kelşme kullanma tarzındaki güzelliklerden bahsedilmiştir.

Hikaye Yağan Tegin’in karılarından birisi olan Hanisi hanım’ın öz öğlu İbrahim’i iktidara getirmek için sultan oğullarının zahirlemesi olayıyla başlıyor.

‘... 1025. yılının sonbaharında Kaşgar’da işte böyle katıllık meydana geldi. Sultan Hüseyin Tegin ve oğulları zehirlenince, oğlu Mahmut annesi Bibi Rabiye’yi ve kızkardeşlerini Kaşgar’da bırakıp, kendisi uzak illere gitmeye mecbür kaldı. Çünkü, damarlarında hakan kanı akan her kesin öldürülmesiyle ilgili ferman verilmişti...’

Hikaye Mahmut Kaşgarlı’nın hayatından ve ilimsel araştırmalarından bahsediyor. Yazar, M. Kaşgarlı’nın yüce ilimadamı olduğunu okura söylemiyor. Onu bir seyyah olarak gösteriyor Kaşgari 11.Yüzyılında Balasağun’dna ta Bulgaristan’a kadar illerde yaşayan Türk halklarının konuşma dilini ve yaşam tarzını öğreniyor.

Yazar, Kaşgarlı’nın ‘dillerin farklılığından amaç sanattır’ diye düşündüğünü vurguluyor. İki dili mukayese edince birisini küçümsemiyor. Örn. Arapça’yı iç-içinden açılan çiçeğe kiyas ediyor. ‘Bir dalın sekiz tür gülün açması ya da bir ağaçta 8 çeşit elma yetişmesidir’ diyor.

Hiikayede Mahmut Kaşgarlı’nın Türk dilinin zenginliğini gösteren bazı örneklerine yer veriliyor. Çok anlamlı ‘Köç’ (‘Göç’) kalimesiyle ‘Köçmençi’’ (‘Göçmen’), ‘Köçe’ (‘Cadde’), ‘Köçek’ (‘Göç yeri’) veya ‘Töş’ (‘Döş’) kelimesinin insan ya da hayvanın göküs kısmı, ‘töşemek’ (‘döşemek’) anlamlarını gösteriyor. Bunun dışında Türkler, Türkmenler, Oğuzlar, Çigiller, Yağmâların kentlerinde ve köylerinde yaşayan kişilerin dil özelliklerinden bahseder. Ve onların arasındaki tüm küçük farklılıkkları da belirttiği söylenir.

Mesela:

Arğın lehçesinde ‘Uluq’ diye athaneye, ‘Rirk’ diye serte, oğla diye oğlana, ‘Kız kişi’ diye cimri kişiye, ‘Buk’ diye köşeye, ‘Çigit’ diye pamuk tohumuna, ‘Kobaç’ diye sürahiye, ‘Tudriç’ diye hayvan gübresine, ‘Kabık’ diye kabığa denmesi belitiliyor.

‘Türkler ‘Ayın’ (diğer, başka) derlerse, Oğuz’lar ‘Ayruk’ demişler. Diğerler kemer ve eğer başına takılan suslamayı ‘Ustam’, Oğuzlar ‘Saht’ demişler. Türkler elmayı ‘Almile’ dese, Oğuzlar ‘Elma’ derler. Diğer türkler beyazı ‘Örüng’, Oğüz’ler ‘Ak’ demişler. Diğerler şaraba ‘Sucuk’, İla vadisindeki Yağmâ ve Tuhsiler ‘Kızıl sucuk’, bir çok Türkler ‘Çıktı’ deseler, Yağmâ, Tuhsı, Yabakû, Kıpçak ve bazı Türkmenler ‘Taşıktı’ demişler...’

Hikaye, 11.Yüzyılın büyük ilimadamı Mahmut Kaşgarlı’nın hayatı ve ilimsel faaliyetleri güzel edebi üsüllerle sade ve güzel dille beyan edildiğiyle kiymetlidir.

Anahtar Kelimeler:

hikaye, dil, lugat, felsefe, sanat, mukayese, boylar.

Tarih/Yer:

13.11.2017.  (BAHTİYAR VAHABZADE SALONU) . 14.30-14.45