TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Prof. Dr. Gülden SAĞOL YÜKSEKKAYA

SÖZLÜK BİLİMİ AÇISINDAN MECAZ KAVRAMI

İnsanoğlu, karşılaştığı her nesne, kavram ve durumu adlandırır. Adlandırma, aynı zamanda bir anlamlandırmadır. Dil her nesneyi, kavramı ve durumu karşılamak için farklı kelime üretmez, kelimeler zaman içinde yan anlamlar kazanarak farklı kavramları ifade eder duruma gelir.

Temel anlam, bir ses birleşiminin başlangıçta yansıttığı ilk ve asıl kavramdır. kulak kelimesinin temel anlamı “başın her iki yanında bulunan işitme organı”, açık kelimesinin “açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı”, kapı kelimesinin “bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı”dır. Genel itibariyle kelimelerin temel anlamları dışında kazandıkları anlamlarıyla temel anlamları arasında ortak yönler bulunur ve zaten bu ortak yönler vasıtasıyla diğer anlamlar ortaya çıkar.

Yan anlam, bir ses birleşiminin temel anlamının yanı sıra edindiği bir başka anlam, yansıttığı yeni bir kavramdır. kulak kelimesine temel anlamının yanı sıra başka anlamlar da yüklenmiştir: “telli çalgılarda telleri germeye yarayan burgu, kök”, “akarsuların ve göllerin karaya giren ve durgunlaşan yeri” vb., açık kelimesi “engelsiz, serbest, kapalı ve tıkalı olmayan”, “örtüsüz, çıplak”, “boş, münhal”, “aralığı çok, genişliği alışılandan ve gerektiğinden fazla olan”, “kolayca görülüp hissedilen, meydanda olan, aşikâr, bariz”, “belli, sarih”, “gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen”, “güneşli, bulutsuz, berrak”, “rengi koyu olmayan, koyu karşıtı”, “geniş, düz (arazi)”, “bir yerin biraz uzağı”, “denizin kıyıdan uzakça olan yeri” vb. yan anlamları içermektedir. kapı kelimesi ise temel anlamının yanı sıra “hizmetçi, uşak, ahçı vb.nin çalıştığı ev”, “geçim sağlamak için çalışılan iş yeri”, “belli bir maksatla belli bir şey elde etmek için başvurulan, bağlanılan yer”, “ev gezmesi için gidilen yer”, “tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer” gibi yan anlamlar kazanmıştır. Örnek olarak verilen bu kelimeler gibi diğer pek çok kelime de zamanla çeşitli anlamları içeren çok anlamlı sözcükler durumuna gelmiş, temel anlamlarına dayanan, bundan çıkan ve çeşitli aktarmalarla oluşan yan anlamlar kazanmışlardır.

Kelimelerin bir de mecazî anlamları vardır. Mesala, acılaşmak kelimesinin mecazen “(bakış, ses, söz vb.) kırıcı, dokunaklı, sert bir durum almak”, aç kelimesinin “gözü doymaz, haris, aç gözlü” ve “çok istekli, çok hevesli”, badanalı kelimesinin “yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadın)”, kemikleşmek kelimesinin “sert, değişmez bir durum almak, kupkuru, kaskatı duruma gelmek”, koltuk kelimesinin “yüksek mevki, makam”, “yüze karşı övgü, yaranmak için söylenen söz veya yapılan hareket”, köstebek kelimesinin “bir iş yerinden, kurumdan, özellikle gizli servisten bilgi sızdıran kimse”, kurumak kelimesinin “cılızlaşmak, sıskalaşmak, zayıflamak”, kusmak kelimesinin “içinde birikmiş kinini, öfkesini söyleyerek açığa vurmak” anlamlarına gelmesi gibi.

Çok karmaşık bir yapıya sahip olan dil, sözlük sayesinde bazı kalıplar içinde düzene sokulur. İçerdikleri söz varlığı açısından Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanan Türkçe Sözlük ve Kubbealtı Lugatı birer genel sözlüktür. Genel sözlüklere bakıldığında maddelerin anlamlandırılmasında en yaygın anlama öncelik verildiği, daha sonra mecazî ve argo anlam, alay, hakaret, terim, halk ağzı vb. anlamların sıralandığı görülmektedir. Ancak sözlüklerde kelimelerin mecaz anlamlarının belirtilmesinde tutarlılık olduğu söylenemez. Bu açıdan incelendiğinde bu bildirinin iki ana kaynağı olan Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan Türkçe Sözlük (2005) ile Kubbealtı Lugatı’nda (2005) özellikle mecazî anlamın ayırt edilmesi hususu ile hangi durumda mecaz açıklamasına yer verileceği hususunun önemli bir problem oluşturduğu gözlemlenmektedir.

Bu bildiride bu problemler gözler önüne serilecek, genel sözlüklerde verilen anlamın mecazî olup olmadığının belirtilmesinin ne derece gerekli olduğu üzerinde durulacak ve bu husustaki yaklaşımlar sözlük bilimi açısından değerlendirilecektir.

Tarih/Yer:

14.11.2017.  (ALİ ŞİR NEVAİ SALONU) . 11.15-11.30