TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Kasım YILDIRIM, Tolga ERDOĞAN

1. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi.
2. Karadeniz Teknik Üniversitesi

Suriyeli Sığınmacıların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonu: Türkçeyi Dil Olarak Öğretebiliyor muyuz? 

Sosyolojik, antropolojik ve psikolojik boyutlarıyla insan ve toplum yaşamında oldukça geniş anlamı ve etkileri olan göç, toplumsal bir olgu olarak değişik biçimlerde tanımlanmaktadır. Göç; algıdaki değişim ile başlayan, mekânda yer değiştirme ile devam eden ve varılan yere uyumla tamamlanan bir süreçler bütünüdür. Göç hareketi ilk bakışta bir yer değiştirme hareketi olarak değerlendirilse de nedenleri ve sonuçları ile birlikte bireylerin ve toplulukların üzerinde geniş çaplı değişiklikler yarattığı bir gerçektir. Zorunlu göç kavramı ise devletin, kendi vatandaşı olan ya da olmayan çok sayıda insanı zorlayıcı yöntemler kullanarak yeniden iskân etmesi anlamına gelir. Zorunlu göç; çevresel ve doğal afetlerden depremler, büyük yangınlar, iklim değişiklikleri gibi sebeplerle olabileceği gibi savaş, şiddet, gibi nedenlerle de gerçekleşebilmektedir. 2011 yılı Mart ayından bu yana devam eden Suriye iç savaşı ve ortaya çıkan kitlesel göç hareketi, başta Türkiye olmak üzere tüm bölge ülkelerinin iç siyasi, ekonomik ve sosyal dinamiklerini etkilemiştir. Savaşın en önemli sonuçlarından birini, sayıları milyonları bulan Suriyeli mülteciler oluşturmaktadır. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü 2016 göç raporu, Türkiye’de biyometrik olarak kayıt altına alınmış yaklaşık 3 milyon civarında Suriyeli sığınmacı bulunduğunu ortaya koymaktadır. Başta Türkiye olmak üzere tüm dünya bu göç krizinin ana muhatabıdır ve güvenlik perspektifinin ağır bastığı, korumacı yaklaşımlar yerine, kökten ve uzun vadeli, kalıcı çözümler üretmek tüm aktörler için kaçınılmaz bir gereksinimdir.

Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılara yönelik normalleştirme ve entegrasyon politikası iki aşamadan oluşmaktadır; bunların ilki eğitim politikası ile sosyal normalleşme ve diğeri istihdam yolu ile Suriyelilerin ekonomik hayata katılmalarıdır. Eğitimde çocuklara, gençlere ve yetişkinlere hem Türkçe dersleri hem de mesleki eğitim kursları verilmekte; diploma denklik işlemlerinin kolaylaştırılması, burs imkânları ve harçların kaldırılması gibi hizmetler yolu ile de yükseköğrenim teşvik edilmektedir. Suriyelilerin ekonomik hayata katılabilmesi için ise hazırlanan yeni kanun tasarıları ile istihdamın kolaylaştırılması ve sömürünün önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Yukarıda da ifade edildiği üzere sığınmacıların toplumsal entegrasyonunu sağlamadaki en önemli değişkenlerden biri eğitimdir. GİGM (2016) verilerine göre devlet okulları ve geçici eğitim merkezleri de olmak üzere toplam 459.521 Suriyeli sığınmacı Türkiye’deki eğitim sistemi içerisinde yer almaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre ülkemizde kamp içi 31, kamp dışı 401 olmak üzere 432 geçici eğitim merkezi bulunmaktadır. Bu kampların illere göre dağılımı incelendiğinde Geçici Eğitim Merkezlerini en yoğun olduğu iller sırasıyla; Hatay (120), İstanbul (66), Gaziantep (52) ve Şanlıurfa (43)’dır. Geçici Eğitim Merkezlerinde Suriyeliler kendi dilinde öğrenim görmektedir. Ayrıca haftalık 15 saat Türk öğretmenler tarafından Türkçe dersleri verilmektedir. Yoğun Türkçe dersleri Suriyeli öğrencilerin Türk eğitim sistemine dâhil edilmesini ve uyum sürecinin hızlandırılmasını amaçlamaktadır. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı koordinesinde ülkemizde geçici koruma altında bulunan Suriyelilere yönelik 2016 yılında uluslararası kuruluşlarla ortak ve ülkemiz kaynaklarından olmak üzere Üniversite Eğitimi Bursu ve Türkçe Dil Eğitimi destekleri de sağlanmıştır. Türkiye’de Suriyeli sığınmacıların entegrasyonuna yönelik eğitim ile ilgili gerçekleştirilen projelerin büyük bir çoğunluğu Türkçe dilinin öğretimine odaklanmaktadır. Çünkü sağlıklı bir entegrasyonun en önemli yollarından birisi göç edilen ülkenin hedef dilini öğrenmektir.

Tu¨rk dilinin belgelerle takip edilebilen dönemlerinden itibaren yabancılara Türkçenin o¨gˆretildigˆi görülmektedir. Tu¨rkc¸e o¨gˆretimi yurt ic¸inde u¨niversitelerin veya farklı kurumların yabancılara Tu¨rkc¸e o¨gˆretim merkezleri/birimleri tarafından, bu¨yu¨k oranda da egˆitim faku¨ltelerinin Tu¨rkc¸e Egˆitimi Bo¨lu¨mleri tarafından yu¨ru¨tu¨lmektedir. Yurt dıs¸ında ise Tu¨rk Ku¨ltu¨r Merkezleri, u¨niversitelere bagˆlı Tu¨rk Dili ve Edebiyatı Bo¨lu¨mleri, elc¸iliklere bagˆlı Tu¨rkc¸e O¨gˆretim Merkezleri bas¸lıca Tu¨rkc¸e o¨gˆretim kurumlarını olus¸turmaktadır ve son yıllarda bu go¨revi Yunus Emre Enstitu¨su¨ yu¨ru¨tmektedir. Suriye iç savaşı ile ortaya çıkan sığınmacılar ve Türkiye’nin karşılaştığı bu durum Türkçenin öğretimi ile ilgili daha sistematik ve planlı adımlarının atılmasını zorunlu kılmıştır. Bu çalışmada da Suriyeli sığınmacıların Türk eğitim sistemine entegrasyonları bağlamında neler yapıldığı, sağlıklı bir entegrasyon için temel değişken olan Türkçe dilinin sığınmacılara nasıl öğretildiği, bu süreçte yaşanan problemler, bu problemlerin nasıl giderileceği ve dil öğretiminin nasıl gerçekleştirilmesi gerektiği, dünyada geçerliliği bilimsel çalışmalarla kabul edilmiş uygulamalar ve bu uygulamaların kendi sistemimize nasıl aktarılacağına yönelik bilgilere yer verilecek ve gerekli önerilerde bulunulacaktır.

Anahtar Kelimeler:

Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, Suriyeli sığınmacılar, Entegrasyon

Tarih/Yer:

14.11.2017.  (AHMET BAYTURSUNOĞLU SALONU) . 11.45-12.00