TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Muhittin Eliaçık

Prof.Dr. Kırıkkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi

Anadolu Atasözleri ile Eski Türkçe Atasözleri Arasında Bir Mukayese

Anadolu coğrafyasında günümüzde kullanılmakta olan atasözlerinin çoğu, Eski Türkçede de yer almaktadır. Eski Türkçe, çağdaş Türk lehçelerinin çoğunda birçok unsuruyla birlikte yaşamakta olup buna atasözleri de dahildir. Bunu anlamanın yolu Orta Asya Türk lehçelerinde yer alan atasözleriyle eski Türkçe atasözleri arasında yapılacak bir mukayesedir. Ancak, asıl mukayese Türk dillerinin en eski sözlüğü olan Dîvânu Lugâti’t-Türk merkez alınarak yapıldığında daha kapsayıcı olur. Anadolu ve eski Türkçe atasözleri arasındaki tarihî derinlik de ancak bu yolla anlaşılabilir. Bu konuda elimizde bulunan en eski ve mükemmel eser Dîvânu Lugâti’t-Türk olduğundan mukayese de bu eser vasıtasıyla yapılmalıdır. Bu konuda elimizde: Kastamonu Da’vâ Vekîlleri Barosu Reîs-i Sânîsi Abdulaehad Nuri tarafından hazırlanmış, 1925 Kastamonu baskılı bir kitap olup kitabın kapağında “Eski Türkçe gayet faydalı ve özlü savları, İstanbul Türkçemizde bulunabilen karşılıklarını, söylenme sebeplerini ve bazı uygun mütalaaları içerir” şeklinde bir ibare vardır. Ardından şu açıklama yapılmıştır:

Aslında Kaşgarlı olduğu hâlde Arabistandan çıkan büyük alim Mahmud bin el-Hüseyn Muhammed H.466’da Dîvânu Lugâti’t-Türk adlı üç büyük cilt bir kitap yazmış. Büyük faydaları olan bu eserin yazarının hattıyla yazılmış nüshasından Muhammed bin EbîBekr bin Ebulfeth es-Savî (Dımaşkî) hattıyla 664’te istinsah edilen bir takımı, Haleb eski defterdarı Diyarbekirli Ali Emirî Efendinin kütüphanesine geçmiş. Bu biricik kitap o vakit Dahiliye Nazırı Talat Paşanın dikkatini çekip Katamonu mebusu ve eski Maarif Nazırı Şükrü Beyin zamanında Kilisli Muallim Rıfatın istinsah ve düzeltmeleriyle bastırıldı. Geçende son cildi yayımlandı. Anadilimiz olan Türkçenin her meftunu bu üç ciltten ibaret emsalsiz kitabı baştan sona okuyup yararlanmamak mümkün değildir. Çünkü Türk olduğumuz hâlde Türkçemizin kaide ve faydaları hakkında gerekli izahatı toplayan böyle bir eser görmemiştik. Kitabı incelediğimde yazarın isim ve fiillere misal olarak kaydettiği “sav-mesel”ler yani atalar sözü dikkatimi çekti. Son derece veciz, delâletleri büyük, anlaşılmaları kolay, manaları güçlü, bazılarında gayet ince nükteler ve büyük manalar gizlenmiş. Yazıklar olsun ki bu değerli miraslarımızın büyük kısmı güzel dilimizin tatlı lügatlerinden pek çoğu gibi dokuz asırdır lisan mağarasına atılmıştır. Deveden kulak bir miktarı şekillerini değiştirerek günümüze gelebilip Osmanlı meselleri sırasına geçmişler. Kemal Paşa, Şair Nedim, Şinasi ve Ebüzziya Tevfik Beyler gibi kadirşinasların neşrettikleri Osmanlı meselleri arasında da görülüyorlar.

denildikten Dîvânu Lugâti’t-Türk’ten toplam 251 atasözü önce asıl metinleriyle verilmiş ve daha sonra bir değerlendirmesi yapılıp Osmanlı atasözlerinden hangisine uyduğu, yakın veya uzak anlamlı olduğu analitik biçimde incelenmiştir. Mesela: “Obrak yasıkdın tozluğ ya çıkar” sözü şöyle açıklanmıştır: Yayın kavîsi (sinirlerle sarılıp tahkim edilmişi) yırtık yaydan çıkar. “Eskiye rağbet olsa bit (bat) pazarına nur yağar.” meseliyle bağdaşmaz görünüyor. Fakat, bundaki “eskilik” içe dönüktür, dışa değil. “Umulmadık daş baş yarar.” meselimize daha uygundur. Yırtık yaydandan -beklenmediği hâlde- sağlam ve makbul yay çıkar demek oluyor. Eski, işbilir kafalardan tecrübe ve görgülere müstenit sağlam fikirler doğar manası daha açık bir şekilde görünüyorsa da söylendiği devirde değiliz. Halbuki bu meselin bu son nükteye yüklenerek söylendiği görülüyor. Osmanlıcamıza geçemeyen mesellerdendir.

Bu bildiride, Eski Türkçemizin yegâne ve en önemli hazinesi Dîvânu Lugâti’t-Türk merkez alınarak hazırlanmış yukarıda adı geçen eserden hareketle Anadolu atasözleri geçmişe dayalı olarak karşılaştırmalı ve analitik bir yaklaşımla incelenip ortaya konulacaktır.

Tarih/Yer:

14.11.2017.  (AHMET BAYTURSUNOĞLU SALONU) . 11.00-11.15