TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Mustafa UĞURLU

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi

TÜRKİYE’DE TÜRK LEHÇELERİYLE İLGİLİ AĞIZ ARAŞTIRMALARININ ÖNEMİ

Türkiye’de Türkçe üzerine akademik anlamda çalışmalar, 1900’lü yılların başındaki bazı tercümeler ve amatörce çalışmalar dikkate alınmazsa, 1923 yılında Cumhuriyet’in ilanından sonra başlamıştır. 1924 yılında İstanbul’da Türkiyât Enstitüsü kurulmuş; 1926 yılında toplanan “Bakü Türkoloji Kurultayı”nda Türkiye Türkleri bir heyetle temsil etmiştir. 1933 yılındaki “Üniversite Reformu” ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü kurulmuştur. Ankara’da 1935 yılında kurulan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi bünyesinde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, açılmıştır. Bundan sonra 1980 yılına kadar Türkiye’de 10 kadar yeni üniversite, bir o kadar da Eğitim Enstitüsü gibi yüksekokullar kurulmuştur. Özelikle 1981 yılında kurulan YÖK ile birlikte Türkiye’de yükseköğretim yeniden düzenlenmiş, bütün yüksekokullar ‘üniversite’ çatısı altında toplanmış; yeni üniversitelerin kuruluşu ise yıldan yıla hızlanarak artmıştır.

1980’li yıllara kadar Türkiye’de Türkçe üzerine çalışmalarda iki alan öne çıkmaktadır: 1. Tarihî Türk lehçeleri.

2. Anadolu ağızları.

Türkiye’de 1980’li yıllara kadar, yaşayan Türk lehçeleri ile ilgili çalışmalar pek azdır. Bunda elbette Türkiye’nin “devasa” kuzey komşusunu şüphelendirmemeye ve kaygılandırmamaya özen gösteren politikaları etkili olmuştur, denebilir. Ancak Türk Dil Kurumu, şüphesiz Atatürk’ün yönlendirmesiyle çağdaş lehçe araştırmalarına da başlamış idi. Ancak bunlar nispeten geç yayımlanabilmiştir. Çağdaş Türk lehçeleriyle ilgili yoğun çalışmalar, Prof. Dr. Ahmet B. Ercilasun’un 1983 yılında Gazi Üniversitesi’nde görev almasıyla başlamıştır, denebilir. 2015 yılı itibariyle Türkiye’de Türk lehçeleriyle ilgili düzenli, akademik çalışmaların başlamasının üzerinden 30 yıldan fazla bir zaman geçmiştir. Gelinen nokta genel olarak değerlendirilecek olursa şu hususlar zikredilmelidir.

- Türkiye’de Türk Dili ve Edebiyatı ve / veya Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümleri bulunan bütün üniversitelerde birden fazla konuyla ilgili eleman görev yapmaktadır.

- Hemen hemen bütün Türk lehçelerinin genel gramerleri yapılmıştır.

- Hemen hemen bütün Türk lehçelerinin küçük veya ayrıntılı sözlüğü yapılmıştır.

Türkiye’de Türk lehçeleriyle ilgili henüz hiç araştırılmamış veya pek az araştırılmış bir alan vardır: Türk lehçelerinin ağızları. Türk Dünyası’nın ağız metinleri, derleme yoluyla ayrıntılı tespit edildikten sonra yapılacak dil incelemeleri sayesinde aslında “gerçek Türkçe” daha iyi bilinebilecektir. Çünkü Sovyetler Birliği zamanında yapılan “dil politikaları” yüzünden “gerçek” Kazak, Tatar, Özbek vs. Türkçelerinden ziyade komisyonlarca “uygun” bulunan Kazakça, Tatarca, Özbekçe vs. oluşturulmuş, standartlaştırılarak sözlük ve gramerleri yapılmış ve okullarda öğretilmek suretiyle yerleştirilmeye çalışılmıştır. Buna rağmen ağızların “derinde” nispeten kendilerini korudukları tahmin edilebilir. Bunun ortaya konması Türklük bilimi açısından çok önemlidir.

Tarih/Yer:

14.11.2017.  (KAŞGARLI MAHMUT SALONU) . 11.00-11.15