TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Dr. Nariman SEYİTYAHYA

Ukrayna Bilimler Akademisi
A.Yu. Krymskii Doğubilim Enstitüsü’nün araştırmacısı

18. Yüzyıl Kırım şairi ve yazarı Hurremî Çelebi Akay’ın Eserlerinde Türkçe (Türkî) ve Kırım Tatarcası’nın Anlayışına Dair Bazı Kayıtlar

18. yy’ın ortalarında Kırım’da Akmescit (Simferopol) civarında yaşayan Hurremî mahlaslı şair ve yazar Çelebi Akay Efendi eserlerinde birkaç dil kullanmıştır. Esas olarak kullandığı dil, Osmanlı Türkçesi idi. Eserlerinde o, bu dilin kendi ifadesiyle “orta uslubu”nu kullanıyordu. Bu dille Hurremî, günümüzde Kırım’da Bahçesaray Han Sarayı Müzesi’nde saklanılan Divan’ı, Berlin’de Milli Alman Kütüphanesi’nde muhafaza edilen diğer bir Divan’daki eserlerin çoğu ve Çelebi Akay Tarihi adlı tarih konulu eserini yazılmıştır. Bunun yanı sıra Berlin’deki Divan’ında yer alan manzumelerin bazı beyitler, mısralar ve ayrı ibareleri Arapça, Farsça, Kırım Tatarcası ve Nogayca ile yazılmışlardır. Bu dilleri o, genel olarak mülemma tarzında yazdığı şiirlerde kullanmıştır. Hatta Kışlık Hâcı’nın ölümüne yazdığı tarihi gibi esasen Nogayca sözcükleri kullanılarak yazılan şiirleri de vardır. Fakat Hurremî şiirlerinde Türkçe ve Kırım Tatarcası hakkında fikirlerini arz etmiyor. Eserlerinden biz 18. yüzyılda Kırım’da en çok kullanılan dillerin sayısı, adları ve şairin onlara önem vererek kullandığını öğreniyoruz.

Yazar, Türkçe ve Kırım Tatarcası’nın anlayışına dair bazı fikirlerini yalnızca Çelebi Akay Tarihi adlı eserinde açık bir şekilde ifade etti. Eserin mukaddemesinde o, “Dakik” Osmanlı Türkçesi veya “Sade Türkî”nin kullanılmasından vazgeçtiği ve “orta uslub”u seçtiğinin sebebini rakip ve hasetçilerinin birincisine “boşuna zahmet” ve ikincisine “kaba” diyecekleriyle anlatıyor. Buna göre Osmanlı Türkçesi’nin her üç uslubu da Kırım’da belli olup aydınların orta uslubun tercih ettiklerini söyleyebiliriz.

Aynı zamanda Hurremî “Sade Türkî” terimini kullanarak onun “kaba” bir uslup olduğunu bildiriyor. İlginçtir ki eserinin ikinci, yeniden işlenmiş varyantında yazar tarafından “Sade Türkî” ibaresi yerine “Sade Tatar” ibaresi kullanılmıştır. Bunu iki değişik yönden değerlendirebiliriz. Eserinde kendisi bildirdiği gibi onun devrinde Kırım Tatarları Arapça’da ehil olmasalar bile, Türkçe’de ehil idiler. Buna göre 18. yüzyılda Kırım Tatarlarının bazı sosyal grupları için Türkçe (“Sade Türkî”) artık günlük dili hâline gelmiştir. W.W. Radloff’un verdiği malumatından öğreniyoruz ki bu grubu Kırım şehirleri ve büyük ihtimalle bu şehirler civarındaki köylerin sakinleri oluşturuyordu. Kırım Hanlığı’nın şehirleri ve onların etrafındaki köylerden oluşan bu bölge günümüzde “Orta Yolak” (“Orta Patika”) adıyla bilinmektedir. Bu bölgede kullanılan ağızlar bazı özellikleriyle Osmanlı Türkçesine yakınlık göstermekle birlikte Kırım Hanlığı döneminde Osmanlı idaresinde bulunan Kırım’ın güney kıyı (yalı) boyundaki kasabalar ve köylerin sakinleri tarafından kullanılıp Osmanlı Türkçesi ile Anadolu ağızlarına büyük yakınlık gösteren Yalı Boyu (Güney Kıyı) ağızlarından bayağı farklıdırlar.

Diğer taraftan Çelebi Akay Tarihi’nin ikinci, işlenmiş varyantında birçok kelimeler harekeli olduğundan bazı eklerin klasik Osmanlı Türkçesi’nin eklerinden farklı biçimde telaffuz edildiklerini görebiliyoruz. Bu telaffuz varyantları Kırım’ın yerel bir özelliği olarak düşünülürse, ona sahip olan Osmanlı Türkçesi’nin Kırım varyantı da bir “Sade Tatar” dili olarak değerlendirebilinir. Kırım’da klasik Osmanlı Türkçesi eklerinin telaffuzundaki değişmelere gelince, onlar büyük ihtimalle Altın Ordu Türkçesi ve yerel Kıpçak ağızlarının etkisiyle olmuşlardır.

Tarih/Yer:

13.11.2017.  (BAHTİYAR VAHABZADE SALONU) . 14.00-14.15