TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Prof. Dr. Osman Fikri SERTKAYA

İstanbul Üniversitesi

TÜRKÇENİN YAŞI

Türkçenin yaşı konusu bir çok kişi tarafından değerlendirildi. Bu konuda çok çeşitli görüşler ileri sürüldü. Herkes kendi görüşünü dile getirdi. Ben de kendi görüşümü burada dile getiriyor ve öncelikle diyorum ki Türkçenin yaşı konusunda hiç bir kimse kesin bir tarih ileri süremez. Sürerse de doğru olmaz. Ancak bu günden geriye doğru kademe kademe gidersek, tahmini bir tarih tespit edebiliriz.

Türkçenin yazılı metinlere göre yaşı için ilk olarak yazılı metinlerimize bakalım. Tarihi bilinen en eski yazılı kitap Irk Bitig adlı Göktürk harfleri ile yazılan fal kitabıdır. 17 Mart 930’da yazılan bu kitap bu gün 1087 yıl önce yazılmıştır.

En eski Türkçe belgeler taşa kazılı Göktürk harfli belgelerimizdir. Bunlardan tarihi en eski olanı 687 yılında yazıldığı anlaşılan Çoyr yazıtıdır. 2017’den 687’yi çıkardığımız zaman 1330 yıllık bir geçmişi tespit ederiz. Yani yazılı metinlerimizin tarihi 1330 yıl geriye gider.

Ancak Çoyr yazıtından önce yazıldığı anlaşılan fakat tarihleri olmayan Göktürk harfli belgelere bakarsak, bu tarihi 170 yıl kadar geriye çektiğimizde yani Göktürk devletinin kuruluş yıllarına kadar geriye gittiğimizde yazılı metinlerimizin 15 yüzyıl, yani 1500 yıllık geçmişi olduğunu görürüz.

Türkçenin tarihi kaynaklara göre yaşı için Göktürklerden daha gerilere gittiğimizde başta Çin kaynaklarından M. Ö. 1022’ye ait Şien-Tanşu’da da geçen kıngrak kelimesi “yazıya geçen en eski Türkçe kelime” olarak tarihi tespit edilen en eski Türkçe kelime oluyor. Buna göre M. Ö. 1022’ye 2017’yi eklersek kıngrak kelimesi 3039 yaşında oluyor. Bir başka söyleyişle Türkçenin yaşı 30 yüzyıldan da fazla geriye gidiyor. Bu kelimeye ek olarak Çin kaynaklarında Türk soylu olan ve arkaik bir Türkçe konuşan Hun’lara ait bir çok Türkçe kelimeyi de biliyoruz.

Tarih içerisinde daha gerilere gidersek M. Ö. 3800 ile M. Ö. 1800 tarihleri arasında Güney Mezopotamya’da yaşayan Sümerler ile Kuzey Mezopotamya’da yani Doğu Anadolu bölgesinde Fırat ve Dicle nehirleri arasında yaşayan Türkler arasındaki kelime alış verişleri Fritz Hommel’den Osman Nedim Tuna’ya kadar incelenerek ispat edilmiş ve böylece Türk dilinin varlığı yaklaşık olarak en az M. Ö. 3500’lere kadar geriye götürülmüştür ki bu gün itibarı ile bu 55 yüzyıl veya 5500 yıl eder.

Ancak böyle bir dilin işlek ve hakim bir dil haline gelebilmesi için en az bin yıllık bir geçmişinin daha olması gerekiyor. Böylece 6500 yıl derinliğe erişebiliyoruz. Prof. Dr. Osman Nedim TUNA ise Altay Dilleri Teorisi adlı çalışmasında ise Türk dilinin yaşını dilbilimi ölçütlerine dayanarak 9350 yıl olarak” hesaplamıştır. (Osman Nedim TUNA, Altay Dilleri Teorisi, İstanbul, 1983, s. 52-55.)

Türk dilinin tarihi sınırları, çağdaş sınırları ve yer yüzündeki yayılımı: Binlerce yıllık geçmişi olan Türkçenin son 1500 yıllık metinlerinin çeşitli coğrafî bölgelerde ve tarih içerisinde Göktürk, Uygur, Mani, Süryani, Brahmi, Çin, Arap, Ermeni, Grek, Kiril, Latin gibi alfabelerle yazılı metinlere dayandığını biliyoruz. Bu gibi çeşitli alfabelerle yazılan dilin konuşma sınırları ise şöyledir:

Güney Sibirya üst sınır olarak alındığında Mançurya’dan başlayarak Kuzey Doğuda dünki isimleri Yakut Türkleri 1990’dan sonraki isimleri ise Sahalar Türkleri olan soydaşlarımızın Lena-Amur nehirlerinin kıyılarından Kuzey Batıdaki Çuvaş Türklerine kadar, Asya’da aşağılara inersek Hindistan’ın ortalarına kadar, Avrupa’da Uralları geçip Balkanlardan daha yukarılara gidersek Estergon, Zigetvar, Avusturya önlerine kadar, Afrika’ya gidersek bütün Kuzey Afrika ve Habeşistan’ın altında Tuareglere kadar uzanan bir coğrafyada TÜRKÇE yüzyıllardır 20’den fazla değişen lehçesi ile konuşulan bir dildir.

Binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan Türkçe bugün Asya’nın büyük bir kısmında, Avrupa’da, Afrika’da konuşuluyor. Amerika’da bazılarına göre 300.000, bazılarına göre kıtanın bütününde 500.000 kişi Türkçe konuşuyor. Bugün Avustralya’da 50.000 ile 80.000 arasındaki bir nüfus Türkçe konuşuyor. Anadil olarak, birinci dil olarak Türkçe konuşuyor. Kısacası dünya üzerindeki beş kıtada yayılarak genişleyen tek dil TÜRKÇE dir.

Türkçe ile tarih içerisinde çağdaş olduğu bilinen dillerden dünya üzerinde sadece Çince yaşamaktadır. Diğer çağdaş büyük diller, ne Sümerce, ne de hiyeroglifler ile yazılan Mısırlıların dilleri. Hiçbirisi bugün yaşamıyor. Türkçe ile çağdaş diğer bütün diller bugün birer ölü dildir.

Dünya üzerindeki nüfus sayımlarına göre birinci dil Çince, ikinci dil Hintçe, üçüncü dil Latin Amerikada da konuşulan İspanyolca, dördüncü dil iletişim dili olarak İngilizce, çünkü Hindistan, Pakistan gibi ülkelerde de konuşuluyor. Beşinci dil ise Türkçe. Bu sıralama bana ait değildir. UNESCO’nun tespitidir.

Yer yüzünde 10 bin yıla yakın bir zamandan beri yayılarak varlığını devam ettiren ve 20’den fazla lehçesi ile beş kıtada konuşulan tek dil TÜRKÇE’dir. Yer yüzünde benzer bir örneği yoktur.

Tarih/Yer:

13.11.2017.  (BİLGE KAĞAN SALONU) . 10.45-11.00