TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Prof. Dr. Ali AKAR

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Muğla/TÜRKİYE.

DİYALEKTOLOJİ ÇALIŞMALARININ TÜRK DİL BİRLİĞİNE KATKILARI ÜZERİNE

Türk dünyasının birliği başta ekonomik, bilimsel ve kültürel konular olmak üzere çeşitli dinamiklere bağlıdır. Bunlar içinde kültür araştırmaları her bakımdan lokomotif görevini üstlenen öncül bir konudur. Kültür unsurlarının başında ise Türkoloji, dil ve edebiyat konuları gelir.

Türk dil birliği Gaspıralı İsmail’den beri bir fikir ve ideoloji olarak Türk aydınlarının ve bilim insanlarının gündeminde canlılığını hiç kaybetmeden devam ettirmektedir. 1990 yılların başında Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarından sonra dil ve folklor araştırmaları öne çıkmış ve Türk dünyasında dil birliği meselesi yeniden gündemin başlarına oturmuştur.

Türk dünyasında dil birliği meselesinde diyalektoloji araştırmaları özel bir yere sahiptir. Diyalektoloji, yazı dili dışında kalan konuşma biçimlerinin araştırılması sonucu ortaya konan verilerin bilimsel olarak incelenme alanıdır. Bu bağlamda Türk dünyasında yazı dili dışında kalan ağızların araştırılması ve incelenmesi fevkalade önem taşır. Çünkü yazı dilleri, özellikle Sovyetler döneminde oluşturulan yazı dilleri, biraz da ideolojik olarak Türk halklarının birbirilerini “anlamama”ları üzerine kurgulanmıştır. Bu bakımdan yazı dillerinde, aslında konuşma dillerinde olmayan birtakım ses ve yapı farklılıkları “derinleştirilerek” standartlaştırılmaya çalışılmıştır. Örneğin, Özbekçe, tarihî Çağataycanın dili olan Fergana, Andican bölgesinin yazı diline değil, belli oranda Tacikçenin etkisi altında kalmış olan Taşkent ağzına dayandırılmıştır. Bu ağız, Türkçe konuşurların eskiden beri oluşturdukları bir dil olmaktan çok, ana dili Türkçe olmayan Tacik ve Farsların Türkçeyi sonradan öğrenmeleriyle oluşan “yapay” bir lehçedir. Bu bakımdan, yazı dilleri, Türkçenin bütününü göz önüne aldığımızda önemli ölçüde farklılıklar göstermektedir. Yazı dilinin dışında kalan konuşma dillerinde, ağızlarda ise durum tamamen farklıdır.

Türk cumhuriyetlerindeki konuşma dilleri dil bilimi bakımından incelemeye, araştırılmaya değer özellikler gösterir. Yüzyıllar boyunca göçebe bir yaşam tarzına sahip olan Türk halklarının konuşma dilleri de doğal değişimi ve gelişimi sürecinin dışında başkaca değişikler olmamıştır. Bu yönüyle Türkistan ağızları, Türkçenin bütün eski ve genel formlarını korumaktadır. Dil ve diyalektoloji araştırmaları bakımından bu son derece önemlidir. Zira bu radikal dil yapıları, diğer bölgelerdeki Türk dilleriyle ilişkilerin boyutunu da belirlemektedir. Örneğin, Türkiye Türkçesi ve Kazak Türkçesinin yazı dilinde bulunmayan ve “benzemek” anlamına gelen okşamak sözcüğü her iki dilin ağızlarında yer alabilmektedir. Bu tür sözler, lehçelerin birbiriyle benzerlik ilişkilerini ortaya koymadan anahtar rolü oynamaktadırlar. Bu unsurlar, yazı dilleriyle yapay olarak ayrılmış Türk halklarının dil birliğinin sağlanması yolunda önemli adımlar olacaktır.

Tarih/Yer:

14.11.2017.  (KAŞGARLI MAHMUT SALONU) . 14.00-14.15