TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Raikhan A Doszhan

Kazakistan. Şımkent Şehri. Bölgesel Sosyal-Yenilikçi Üniversite Profesörü, Filoloji İlimleri Doktoru

TÜRK TOPLULUKLARININ ORTAK DİL ALANIN OLUŞTURULMASI

Son zamanlarda, Türk dili araştırmacıları tarafından Türk dünyasının ortak bir dil alanı oluşturması gerektiğini söylüyorlar. Bu iyi bir bir başlangıç tüm Türk bilim adamları tarafından desteklendiği iyi bilinmektedir, çünkü dünkü akraba milletler gittikçe bağımsız gelişimeye yüzlerini çevirdi, ama buna karşılık birbirlerinden uzaklamaya başladı. Bu durumda dillerin ortaklık yeteneği azalacağı belli, bu yüzden gündemdeki bu konunun çözümünü değerlendirip, yapılacak işin yönlerini belirlemenin zamanı geldi ve gerçekleştirilen çalışma yönüne göre belirlenmelidir.

Geçen yüzyılın başında, Alash aydınları bu meseleyi Kazak topraklarında gündeme getirdi ve büyük bir hedef belirledi, ancak ne yazık ki, tarihsel ve siyasi engellerin sonucu olarak hayallerini gerçekleştiremediler. Türk halkları arasında Türk toplulukların terminolojisinin ortak vakfı, ortak alfabe ve ortak bilimsel çevre söz konusu olduğunda kendilerini birbirlerinden uzaklaştıramazdı. Bununla birlikte, bugünün şansı daha yüksek olabilir, çünkü Sovyetler Birliği egemenliğinde olan Türk halklarından bazıları şimdi bağımsızlığını kazanmış ve kendi başına egemen bir devlet olarak yaşıyor.

Türk halklarının ortak dil alanının kurulması fikrinin uygulanması bizim görüşümüze göre siyasi değil, sadece bir dil meselesi olmalıdır. Bu nedenle, ana görevler dil uzmanları tarafından ele alınmalıdır. Dilin farklı alanlarında ortak bir alan oluşturmanın en etkili yollarını tanımlamak için öneriler yapılmalıdır. Bu çok zor bir sorun, çünkü özel ülkelerin tarihinde diğer dillerin etkisi sadece bir kelime hazinesine değil, dil vatandaşların kafasında yerleşmiş, onu terk etmek ve yeni bir dil alanına geçmek kolay değildir. Ancak, bir hedefin etrafında toplanırsak, çözülemeyecek hiçbir soru yoktur.

Eski Türk dili konusunda uzman olarak tarafımdam tarihi bilincimizi uyandırarak hedefimize ulaşmamızı önerirdim. Bağımsızlığa kavuşmuş ve bağımsızlık kazanmış olan ülkeler kendi tarihlerini aramaya başladılar ve henüz bağımsızlıklarını almadıkları ülkelerin vatandaşları "Biz kimdik?" diye kendi kendine sormaya başladılar. Kendi köklerini arama isteği bizi ortak temel ile kavuşturur. Bu nedenle, bir Türk dilinin bol bol kelime hazinesini, zengin kelimelerini faydalanarak, unuttuğumuzu hatırlatarak, ve çözülemeyen terim kelimelerin Türk eşdeğeri yaygın olarak kullanarak insanlar için iyilik yapmamız lazım. Buna gerekçe yok değildir. Türk halklarının ortak Türkçe kelimeleri günümüz Türk halklarının sözlüğünün temelidir, yani her Türk halkının sözlüğü eski dili meşru bir şekilde sürdürmektir. Tarihsel sözlüğümüzü kullanarak modern terimler oluşturmak, kelime için sözcük yeteneklerini harekete geçirir. Ortak dil kullanımı, ortak dil, yalnızca kök değil, aynı zamanda gramer parçacıklarının yeniden dönüşmesine yol açar.

Bugüne kadar, her dilin gelişiminde çeşitli değişiklikler oldu. Her birinde, yürürlükte olan evrensel sözler ile birlikte çeşitli sahalarla ilgili terimler yapıldı. Bildiğimiz kadar, bugünkü Türk topluluklarının arasında dilbilimi terimleri düzensizdir. Birileri Avrupa dillerinden terimleri kullanırsa ve bazıları Türk temellerine dayanır. Kazak Dili’ndeki geçen yüzyılın başında ulusal aydınlar tarafından Kazakça birçok terim oluşturuldu. Dilbilim gelişiminde sonradan gelen kavram-açıklamaları tercüme etmenin yerine genellikle Rusça’daki şeklini kullanmaya alıştık. Eğer bizim Bu girişim tamamen uygulanmış olsaydı, birçok Türk toplulukların yaşadığı ters süreçleri olumlu olabilirdi.

Tarih/Yer:

14.11.2017.  (BİLGE KAĞAN SALONU) . 14.15-14.30