TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Doç. Dr. Rysbek ALİMOV

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, İzmir, TÜRKİYE

TÜRK DİLLERİNİN ALFABE SERÜVENİ. DÜZENDEN KARMAŞAYA

Bu bildiri XX. yüzyılın başlarından günümüze kadar Türk dil ve lehçeleri için kullanılan alfabelerin sorunları, arzu edilen çözüm yolları, gerçek sonuçları ve gelecekte bekleyen olumsuzlukları konu etmektedir. Geçtiğimiz yüzyıl, Türk dil ve lehçeleri açısından ortografik (imla) istikrarsızlık dönemi olmuştur. Çarlık dönemi Rusya’sında bu coğrafyada yaşayan Türk toplulukların, (gerçekte lengüistik açından ciddi lehçe ve ağız farklılıkları olmasına rağmen) Arap alfabesi temelli “ortak” diye nitelendirebileceğimiz yazı dili vardı. 1920'li yılların başlarında Sovyetlerin uyguladığı dil politikası sonucu Türk-Müslüman üst etnisitesi (süper ethnicity) dağıtılmış ve devletçe tanınan her Türk ulusu için çoğunlukla Arap alfabesi temelli birer yeni yazı ve ölçünlü dil geliştirilmiştir. 1920’lerin sonu ve 1930’lu yılların başında ise “geleceğin alfabesi” olarak görülen Latin alfabesine geçiş sağlandı. 1930’lu yılların sonlarında Sovyetler Birliği’nde, Türk dilleri için özel olarak geliştirilmiş ortak Latin alfabesinin yerini Kiril yazısı aldı. Alfabe değişimini tetikleyen gerekçe her zaman siyasiydi. Eski Sovyetler Birliği’nde konuşulan Türk dil ve lehçeleri için alfabenin kısa bir zaman içerisinde birkaç kez değiştirilmesi Türkçe konuşan ulusların bilgi ve kültüründeki birikim üzerinde ciddi menfi sonuçlar doğurdu; yazı ve edebi dil gelişiminin sürekliliğine ciddi bir şekilde zarar verdi ve kuşaklar arasında entellektüel engeller oluşturdu. Bu durumun ayrıca Türk dil ve lehçelerinin hem yapısal hem de sözvarlığı yönünden birbirinden ve hatta köklerinden ayırmaya hizmet ettiği de söylenebilir.

Sovyetler Birliği'nin parçalanması ve komünist ideolojinin çökmesi, neredeyse tüm eski Sovyet cumhuriyetlerinde yeni siyasi ve kültürel önceliklerin benimsenmesine yol açmıştır. Bunlardan biri de Kiril yazısını terk etme ve tekrar Latin yazısına dönme fikri ve girişimidir. Bu doğrultuda Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Gagauzya gibi yeni egemen ve özerk devletler yazı sistemlerini tekrar romanize ettiler. Bununla birlikte, 1930’lu yıllardaki deneyimden yararlanmayıp yeni Latin yazısı temelli alfabeler geliştirdiler. Son olarak Kazakistan alfabe değişimine karar verdi. Ancak Kazakistan’da önerilen alfabe tekliflerinden hiçbiri 1930’lu yıllardaki Latin temelli Kazak alfabesini dikkate almamıştır.

Bu bildiride bir yandan siyasi ve konjönktür, diğer yandan bu devletlerdeki toplumun büyük bir kesiminde görülen bilinçsizlik ve isteksizlik nedeniyle Türk dilli ulusların yazı sistemlerini birleştirmeye yönelik yeni girişimlerin başarılı olmayacağı görüşü ileri sürülmektedir. Yazar ayrıca, Türk dil ve lehçelerinde alfabe ile ilgili mevcut durumun, bu dillerin birbirinden ayrılması sürecini hızlandıracağı ve XX. yüzyılın başlarında bile az ya da çok gerçekçi olan “ortak Türk dili” mitini tamamen yok edeceğini ileri sürmektedir.

Tarih/Yer:

13.11.2017.  (KAŞGARLI MAHMUT SALONU) . 11.15-11.30