TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Dr. Salih UÇAK

Ortadoğu’nun Kızıl Elması “Türkmeneli” : Türkçenin Iraklaşma Süreci

“Dil, varlığın meskenidir”

Dil, evrenin bütün boyutlarını tanımlayan ve onu aşan bir varlıktır. Var olmak, dil ile mümkündür. Dil olmadan varlık sahnesinde yer almak neredeyse imkânsızdır. Bu bağlamda toplumlar tarihsel bütün geçmiş maceralarını, gelecek tasavvurlarını dil ile ifade eder, kendi sınırlarını “dil kimliği” ile çizerler. Dil, milletin bekasıyla doğrudan ilişkili bir kavramdır. Dil, tarihsel süreç içerisinde kendini ve kendisiyle yaşayacak olan kültür ve medeniyeti oluşturur. Belli bir dili konuşan bireyler, kendi ana dillerinde dünyayı anlama, anlamlandırma ve düzenleme faaliyetini gerçekleştirebilirler. Her birey, kendi diliyle düşünür ve varlık dünyasını yorumlar. Dil, kaybolursa her şey yok olur: kültür, tarih, medeniyet ve millet…

Bugün var olmakla yok olmak arasında “araf”ta kalan Türk toplulukları vardır. Asya ve Ortadoğu, bu bakımdan dikkat çeken iki ana coğrafya olarak karşımıza çıkar. Uygur Türkleri ile Irak Türkmenleri “araf”ın en sıkıntılı figüranları olarak tanımlanabilir.

Bu çalışmada uzunca süre kaldığımız Irak’ta gözlemlediğimiz ve havasını soluduğumuz Türkmeneli bölgesini ve burada yaşayan ancak gün geçtikçe Türkçeden “ıraklaşan” Türkmenleri konu edinmeye çalışacağız. “Türkmeneli” coğrafyası, kavramsal olarak da tartışılan bir bölgedir. Bir anlamda Türkçenin kayıp “kızıl elma”larından biridir. Türkler buraya Emeviler ve Abbasiler döneminde yerleşmiştir. Selçuklu ve Osmanlı Devleti zamanında ise daha büyük gruplar halinde ve fatihler olarak bu bölgeye gelmeye yerleşmeye devam etmişlerdir. Mondros Mütarekesi'nden sonra Türkmeneli coğrafyası, İngiliz işgaline uğramıştır. Bugün “Musul Sorunu” olarak adlandırılan meselenin kökeni bu işgale dayanmaktadır. Lozan Antlaşması'nda Musul kapsam dışı tutulsa da, Ankara Antlaşması ile Musul, Türkmeneli bölgesi Irak sınırları içinde kalmıştır. Antlaşma’da Türkmenler, kurucu asli unsur sayılmadıkları gibi azınlık ta sayılmamıştır. Böylece Türkmenler, ulusal yasa ve uluslararası antlaşmalara göre korunma hakkından yoksun kalmıştır. Türkmenler bugün bir beka sorunu ile karşı karşıyadır. Ortadoğu’nun yoğun gündemi içinde kaybolmadan farklı boyutları ile “Türkmeneli”yi konuşmak durumundayız.

Tarih/Yer:

13.11.2017.  (GASPIRALI İSMAİL SALONU). 14.30-14.45