TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Prof. Dr. Saim SAKAOĞLU

ROMAN ADLARININ ÇEVİRİSİNDE GÖRÜLEN KARGAŞA

Tanzimat Döneminde Batı’dan dilimize çevrilen romanların adlarının Türkçeleştirilmesinde elbette dönemin dilinin rolü olacaktı. Tamlamalı adlar yadırganmayacaktı, özel adların kullanımına bile özen gerektirecekti.

Ancak Cumhuriyet döneminde dilimize kazandırılan eserlerde beklediğimiz bilimselliği göremiyoruz. Çevirilerde mütercim/çevirmen diye adlandırdığımız kişiler ad konusunda çeşitli seçeneklerle karşı karşıya kalıyorlardı. Ad konulmasında özgün adın birebir çerisinin yanında yayıncının satış isteği de öne çıkıyordu. Hatta bazen adın aslından da uzaklaşarak okuyucunun ilgisini toplayan adlar öneriliyordu. Ad konusundaki en karmaşık durum, bir romanın dilimize 50-60 yıllık dönemde beş altı değişik adla çevrilmesiydi. Emily Bronte’nin Wuthering Heights adlı tek romanı dilimize şu adlarla giriyordu: Fırtına Tepe, Ölmeyen Aşk (Anafor Tepe), Rüzgârlı Bayır, Rüzgârlı Tepe, Uçuran Tepe, Uğultulu Tepeler. Dil inkılabından sonra adlar bir de Türkçeden Türkçeye çevrilmiş gibi oldu: Kırımızı ve Siyah - Kızıl ile Kara, vb.

Dilimiz, ne yazık ki, ağırlıklı olarak ticaret kaygısıyla bir tür çeviri kitap adları çöplüğüne dönmüş durumda. Belki bunların altında intihal/aşırma izleri bile bulunacaktır.

Bildirimizde bu konular ele alınacak, roman okuyucuların dikkatli olmaları önerilecektir.

Anahtar Kelimeler:

Çeviri, roman adı, çoklu adlar, ticari ad

Tarih/Yer:

13.11.2017.  (ALİ ŞİR NEVAİ SALONU) . 10.30-10.45