TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Yrd Doç Dr Amir KHALİLZADEH

İngilizce Eğitimi Bölümü, İslami Azad Üniversitesi,
Salmas Dalı, Salmas, Batı Azerbaycan, İran

Türk-dilli halklara Türkiye Türkçesi’nin Ortak Dil olarak Öğretimi: Önemi ve Gereği

Türkiye, tarihten önceki zamanlardan itibaren, Doğu Avrupa, Merkezi Asya ve Orta Doğu arasında hayati bir köprü olmuştur. Türkiye’de hakim olan güçlü Osmanlı İmparatorluğu 20’ci yüzyılın başlarına kadar Orta Doğu ve Doğu Avrupanın büyük kısmını birleştirip muazzam bir medeniyet yarattı. Türkiye 80 milyon civarında nüfusu ile Orta Doğu’da büyük bir güç hem de Türk Dünyasının en kalabalık ülkesi olmaktadır. Türkiye Türkçesi Oğuz dillerinin batı grubuna aittir. Bu dil Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ta resmi dil olarak kullanılmaktadır.

Son yıllarada, Türk dili kolları arasında ortak bir kolun kullanılmasına fazlaca ihtiyaç duyulmaktadır. Bildiğiniz gibi, günümüzde, Türk dilinin farklı kolları yer yüzünde milyonlarca insan tarafından konuşulmaktadır. Fakat, şu Türk kolları arasında iletişim kurmak bazen pek mümkün olmuyor. Dolayısıyla, biz Türkler birbirimizi iyice anlamak için ve birbirimizle kolaylıkla iletişim kurmak için Türk dilinin bir kolunu ortak dil olarak kullanmak zorundayız.

Bugün, Türkiye Türkçesi’nin Türk dünyasında öğrenmesine istek ve gerek fazlaca artmaktadır. Türkiye Türkçesi’nin öğrenmesi bir çok bilimsel, ticari ve teknolojik araştırmalar hem de Türkiye üniversitelerinden burs kazanmak için ulaşım fırsatları yaratmaktadır. Uluslararası Para Fonu, Ekonomi bakımından, Türkiye’yi dünya çapında yeni bir piyasa olarak, büyük oranda gelişmiş bir ülke belirtmektedir. Aslında, Türkiye, ekonomi açısından, Türk dünyasının en güçlü ülkesi olmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye yakın zamanda sanayileşmiş ülkelerden sayılmaktadır.

Türkiye, coğrafi ve kültürel bakımından, Doğu Avrupa, Merkezi Asya ve Orta Doğu ile sık bağlıdır, bu yüzden Türkiye Türkçesini öğrenmek ve sonuçta bu ülke ile ilgili bilgilenmek şu bölgelerde ticaret ve siyasetle ilgisi olan insanlara büyük bir avantaj sayılmaktadır. Ayrıca, Türkiye Türkçesi Yakın Doğu, geçmiş Soviyet Birliği, Çin ve Balkanlarda milyonlarca insanın arasında konuşulan Türk dili kollarına ulaşmak için anahtar bir rol oynamaktadır.

Türkiye Türkçe’sinde fonemlerin sayısı alfabe harflerinin sayısı ile eşittir. yani fonemlerle harfler arasında birebir eşitlik gözüküyor. Bu o demektir ki bu dilde bir sözcüğün telaffuzunu öğrenirsek, onun imlasını da öğrenmiş oluruz (Bunun tersi de doğrudur.). Türkiye Türkçe Latin alfabesini kullanmaktadır ve fonetik bir dil sayılır, yani bu dilde sözcüklerin telaffuzu ile yazısı aynıdır. Dolayısıyla, bu dilin konuşma ile yazmasını öğrenmek çok kolayca gerçekleşebilir. (Genelde, Latin alfabesini kullanan dillerde durum böyledir.) Türkiye Türkçesi, tüm Türk dili kolları arasında, fonem sayısı bakımından en az foneme sahiptir. TT’de 29 fonem (8 ünlü ve 21 ünsüz) bulunmaktadır. Bellidir ki bir dilde fonemlerin sayısı ne kadar az olsa, o dili öğrenmek de o kadar kolay oluyor. Üstelik, uzun ünlü ile diftong bu dilde bulunmamaktadır. Bazı dilleri, ör. Arapça ve Çince, öğrenmek için, önce onların kendi alfabesini öğrenmek gerekiyor ama Türkiye Türkçesini öğrenmek, Latin alfabesini kullandığı için, daha kolaydır. Bu da bir avantaj sayılmaktadır.

Sonunda, bildirinin yazarı, ileri sürülen nedenlere dayanarak, Türkiye Türkçesi’ni ortak dil olarak Türk-dilli halklara öğretmemizin doğru hem de verimli olduğuna inanıyor. Söz konusu olan nedenler iki grupta (dilbilimsel ve gayri-dilbilimsel) sunulmuşlar.

Anahtar Kelimeler:

Türkiye Türkçesi, Ortak Dil, Türk Dili kolları, Dilbilimsel nedenler, Gayri-Dilbilimsel nedenler

Tarih/Yer:

15.11.2017.  (GASPIRALI İSMAİL SALONU) . 11.30-11.45