TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Prof. Dr. Ayşegül SERTKAYA

İstanbul Üniversitesi

XV. YÜZYILDA BATI TÜRKLERİ İLE DOĞU TÜRKLERİ ARASINDA İLETİŞİM

21. yüzyılın ilk çeyreği içerisindeyiz. Kişiler arasındaki haberleşme için gelişmiş sistemleri kullanıyoruz. WhatsApp sistemi ile, Skype sistemi ile görüntülü olarak konuşabiliyoruz. İnternet ile bilgi almamız veya bilgi nakletmemiz mümkün olabiliyor. Resim ve yazılı başka metinleri de gönderebiliyoruz. Söz gelimi Türkiye’de olan bir kişi Mobil telefonu ile anında Japonya’da veya Amerika’nın batısında, sözgelimi UCLA’daki bir meslekdaşı ile görüşebiliyor ve çeşitli yollar ile bilgi alış verişinde bulunabiliyor.

20. yüzyılın ilk çeyreğinde ise haberleşme için mektup ve telgraf kullanılıyordu. Malzeme ise yazılı metin olarak gönderiliyordu.

Günümüzden 600 yıl önce, 15. yüzyılda, ise kişilerin naklettiği sözlü veya yazılı malzeme kullanılıyordu. Ancak o zaman da başka bir mühim engel vardı. Haberleşmede kullanılacak dil. Karşı taraf sizin dilinizi anlamıyorsa ne yapmak gerekli idi.

1450’li yılların başında Osmanlı kaynaklarının isimlendirmesi ile Konstantiniyye’yi feth ederek “Fatih” Sultan II. Mehmed unvanını alan Osmanlı sultanı Türk dünyasının en batısında bulunuyordu. Devleti artık “Osmanlı İmparatorluğu” olarak anılıyordu. Ancak Kuzeyde ve Doğuda bulunan Türk devletleri ile nasıl haberleşilecekti. Bunun da çaresi bulundu. O diyarlarda kullanılan yazıyı ve dili bilen bir kâtip yani “Bahşı” getirtilip Saray’daki tercüme odasında görevlendirilecekti.

“Fatih” Sultan İkinci Mehmed emretti. Semerkand’dan bir kâtip davet edilerek Osmanlı Sarayı’nda görevlendirildi. Bu kişinin adı Şeyh-zâde Abdürrezzak Bahşı idi. Şeyh-zâde Abdürrezzak Bahşı Semerkand’dan İstanbul’a gelerek “Fatih” Sultan İkinci Mehmed ile oğlu Sultan İkinci Bâyezid’in sarayında çalıştı. Doğu Türkçesi ile olmak üzere Arap harfleri ile, Uygur harfleri ile ve üstte Uygur altta Arap harfleri ile olmak üzere telif ve adaptasyon metinleri kaleme aldı. Ömrünün sonuna doğru Hacca gitmek ve Hac sonrasında da Karaman’a yerleşmek isteğini biliyoruz.

Şeyh-zâde Abdürrezzak Bahşı Osmanlı Sarayı’nın Doğu Türkleri ile iletişimini sağlayan ilk kişidir. En eski Nevrûz-nâme’yi mensur ve manzum olarak Doğu Türkçesi’nde yazıp Nevrûz geleneğini başlatmıştır. Edib Ahmed’in Atebetü’l-hakayık’ını ve Mir Haydar Tilbe’nin Mahzenü’l-esrârını, Lutfi ile Sekkâkî’nin gazellerini İstanbul’da üstte Uygur altta da Arap harfleri ile istinsah etmiştir.

Şeyh-zâde Abdürrezzak Bahşı’dan bize 46 parça metin kalmıştır. Bu metinlerden 24’ü kendi telifi, 22’si ise başka kişilerin metinlerinin istinsahıdır.

Bildiride Şeyh-zâde Abdürrezzak Bahşı’dan kalan metinlere dayanarak Anadolu’nun ilk iletişimcisi hakkında bilgiler verilecek, tarihin karanlıkları arasındaki bu kişi ve hizmetleri tanıtılacaktır.

Tarih/Yer:

14.11.2017.  (ALİ ŞİR NEVAİ SALONU) . 16.00-16.15