TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER KURULTAYI

Hakkında Program Bildiri ÖzetleriSonuç Bildirisi Arama Albüm Destekleyenler İletişim

Bildiriyi Sunan
veyaöncekisonraki

Prof. Dr. Adnan Mahiroğulları*

TÜRKÇE, GÜNÜMÜZ "LINGUA FRANCA"SI İNGİLİZCEYE TÜRK COĞRAFYASI'NDA "LINGUA TURCA" OLARAK YENİ BİR SEÇENEK OLUŞTURABİLİR Mİ?

Lingua Franca, kavram olarak "Birden fazla ülkede anadilleri farklı olan insanların, aralarında anlaşma sağlayabildikleri ortak dil demektir." Bu cümleden olarak tarihin her döneminde farklı ölçekteki yerleşim birimlerinde insanların kendi anadillerinin dışında anlaşma sağladıkları ortak bir dil / "lingua Franca" kullandıkları görülmüştür. Örneğin, Galya bölgesinde farklı kavimler yaşamasına rağmen, bu bölgeyi feth eden "Frankların dili" ortak dil olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla "Lingua Franca" kavramı ilk defa V. yüzyılda kullanılmaya başlamış; XVI. yüzyıla kadar "Latince" ve bir süre de "Fransızca" yöresel ölçekte Lingua Franca işlevi görmüştür. İngilizce ise, 1980'li yıllardan itibaren Latince ve Fransızca'dan farklı olarak yöresel ölçekten ziyade küresel ölçekte ( langue globale) "Lingua Franca" olarak algılanmaya başlamıştır.

İngilizce'nin dünya ölçeğinde "Lingua Franca" olması tesadüfî değil; dönemsel ve rasyonel bazı sebepler çerçevesinde ortaya çıkmıştır. İngilizce konuşan başta ABD ve İngiltere'nin dünya ölçeğinde politik ve ekonomik güç merkezi olması, keza "küreselleşme olgusu"nun kültürel boyutu bağlamda, Batı kültürünün medya ve internet erişimi gibi iletişim araçlarının kullanılıp “küresel kültür” adıyla "baskın kültür" konumunda millî kültürleri ve kültür taşıyıcılığını yapan ana dilleri yozlaştırması İngilizceyi 1980 sonrası dünya ölçeğinde uluslar arası iletişim dili (langue de communication internationale) / dünya dili (langue globale) "lingua Franca" yapmıştır.

Türk coğrafyasında Türkçenin "Lingua Turca" olmasıyla ilgili ilk bireysel çabalardan biri, 1880'li yılların başında "Dilde, fikirde ve işte birlik" şeklindeki veciz ifadeyle İsmail Gaspıralı tarafından başlatılmıştır. Ne var ki, Türk Dünyası, XX. yüzyılın başlarında I. Dünya Harbi ve 1917 Ekim Devrimi gibi sıcak çatışma ve kargaşa dönemine girince Gaspıralı'nın söz konusu çabası bir süre inkıtaya uğramıştır. XX. yüzyılın ortalarına doğru 1932'de Türk Dil Kurumu'nun, 1984'te TÖMER ve 2009'da Yunus Emre Enstitüsü'nün kurulması, keza 1991'de Sovyet Rusya'nın dağılmasıyla Anayurt'taki Türkî Cumhuriyetler'in bağımsız yönetime kavuşmaları İsmail Gaspıralı'nın hayali olan "Lingua Turca"nın hayata geçirilmesinde önemli bir başlangıç oluşturmuştur. Dolayısıyla, "Lingua Turca" ideali, başta Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türkî Cumhuriyetleri'nin bu konuya ciddiyetle eğilmeleri, ortak dil ve kültür politikaları oluşturmalarıyla belirli bir mesafe kat edecektir. İkinci aşamada söz konusu ülkü, sadece Türkçe konuşan coğrafyada kalmayıp İmparatorluk bâkiyesi Arap Yarımadası, Kuzey Afrika ve Balkanlar'da da anlam kazanacaktır. Üçüncü aşamada ise, Lingua Turca, -başarılabilirse-"Lingua Franca"ya yaklaşık 350 milyon Türkçe konuşan, bir o kadar da İmparatorluk bâkiyesi ülke insanıyla yeni bir seçenek oluşturacaktır.

Tarih/Yer:

13.11.2017.  (KAŞGARLI MAHMUT SALONU) . 15.45-16.00